DÜNYAFOTO

Ukrayna savaşının Rusya için istenmeyen beş sonucu

Vladimir Putin’in emriyle başlayan Ukrayna saldırısında birinci ay geride kalırken, savaş Rusya’nın tam olarak istediği gibi gitmiyor. Şu ana kadar sadece bir şehirde hakimiyet kurabilen Moskova yönetimi, savaşın gidişatında yüksek sayıda asker kaybından ekonomik yıkıma kadar ağır bedellerle karşı karşıya kalabilir. İşte Rusya adına savaşın sonunda karşılaşması muhtemel olan beş sonuç…

Vladimir Putin’in Ukrayna’ya açtığı savaş başladığında herkes tarafından kolay bir zafer beklenirken, Ukrayna düşünülenden daha yüksek bir dirençle karşılık verdi.
Rus kuvvetleri sadece bir şehri, Herson’u ele geçirirken bu işgal bile tam olarak sağlanabilmiş gibi gözükmeyip, Ukrayna kuvvetleri güney limanını geri almak için bir karşı saldırı başlattı.
Benzer hareketler Ukrayna’nın başka yerlerinde de görüldü ve yetkililer, kuvvetlerinin artan sayıda karşı saldırı düzenlediğini iddia ediyor.
Savaşın üzerinden bir aydan fazla süre geçmesinin ardından Moskova yönetimi önümüzdeki yıllarda Ukrayna’daki saldırganlığının, asker kaybından ekonomik yıkıma kadar istenmeyen sonuçlarıyla karşı karşıya.
İşte Ukrayna’ya açtığı savaş nedeniyle Rusya’nın karşılaşması muhtemel olan beş sonuç:
Savaşın başından bu yana Rusya, kayıplarıyla ilgili istatistikleri tam olarak yayımlamazken bir Rus Savunma Bakanlığı yetkilisi, savaşta şimdiye kadar bin 351 Rus askerinin öldüğünü ve 3 bin 825’inin yaralandığını aktardı.
Ukraynalı yetkililer, çatışmalarda 15 binden fazla Rus askerinin öldüğünü iddia ederken, üst düzey bir NATO yetkilisi ise geçen hafta 8 ila 15 bin arasında Rusya askerinin hayatını kaybettiğini tahmin ettiğini vurguladı.
Ukrayna ve NATO yetkilisinin açıkladığı rakamların doğru olması durumunda Rusya’nın savaştaki kayıplarının beklenenden çok daha yüksek seviyelerde olduğu ortaya çıkarken, bu rakam 1980’lerde Afganistan’daki 10 yıllık savaş sırasında ölen yaklaşık 15 bin Sovyet askeriyle neredeyse aynı seviyelerde.
Birleşmiş Milletler insan hakları ofisi (OHCHR) ise yaptığı açıklamada, 54’ü çocuk olmak üzere bin 151 Ukraynalı sivilin hayatını kaybettiğini ve bin 800’den fazla sivilin yaralandığını kaydetti.
Bu savaşın olası sonuçlarından biri, birçok Ukraynalının, özellikle Mariupol’daki çocuk hastanesi ve doğumevinin yanı sıra ailelerin sığınak olarak kullandığı bir tiyatro da dahil olmak üzere evlerin ve sivil altyapının bombalanmasından sonra Rusya’ya karşı kalıcı bir düşmanlık besleyecek olması olarak nitelendiriliyor.
Söz konusu eylemler, uluslararası toplum tarafından yaygın olarak savaş suçları olarak görülürken, Rusya sivilleri hedef almadığını iddia ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vlodomir Zelenski, Mart ayı başında “Affetmeyeceğiz, unutmayacağız, topraklarımızda bu savaşta vahşet işleyen herkesi cezalandıracağız” diyerek ülkenin ruh halini özetlemişti.
Putin, Ukrayna’nın bir “devlet” bile olmadığı ve Rusya’nın tarihi bir parçası ve bir yaratımı olduğuna dair inancını yineleyerek, son yıllarda Ukraynalıları sık sık kışkırttı.
Öte yandan birçok Ukraynalı, son yirmi yılın çoğunu Rusya’dan ayrı olduğunu iddia etmeye çalışarak, Rus yanlısı siyaseti ve politikacıları reddederek, 2004 ve 2013’te iki kez Rusya karşıtı ayaklanma gerçekleştirerek geçirmişti.
Rusya, 2014 yılında Ukrayna’dan Kırım’ı ilhak ettiğinde uluslararası toplum yavaş ve etkisiz olmakla suçlanmıştı.
Bu kez, Batı demokrasilerinin Kremlin’le bağlantılı veya işgali destekleyen önemli Rus sektörlerine, iş yerlerine ve bireylere geniş kapsamlı yaptırımlar uygulamasıyla Rusya’nın tam ölçekli işgali başladığında seviyeyi yukarı taşıdı.
Büyük yaptırımların sonucu olarak Rusya ekonomisinin bu yıl derin bir resesyona girmesi beklenirken, Uluslararası Finans Enstitüsü, ülke ekonomisinin savaş nedeniyle 2022’de yüzde 15 daralacağını tahmin ettiğini vurguladı.
Analistler de, Rus vatandaşlarının durgunluk ve yüksek enflasyon kombinasyonundan yaşam standartlarında “ciddi bir darbe” yaşayacaklarını tahmin ederken, enflasyonun vatandaşları derinden etkileyeceğini belirtiyor.
Savaş, Avrupa’nın Rus enerji ithalatından uzaklaşmasını da hızlandırarak, ülkenin petrol ve gaz işinden elde ettiği gelirde büyük bir düşüşe neden oldu.
Ayrıca, Avrupa’ya daha fazla Rus gazı getirmek için tasarlanan ve ABD, Polonya ve Ukrayna’nın bölgenin enerji güvensizliğini artıracağı konusunda uyardığı 11 milyar dolarlık Kuzey Akım 2 gaz boru hattını zora soktu.
2021’de gazının yaklaşık yüzde 45’ini Rusya’dan ithal eden AB, Rus gazı alımlarını yıl sonundan önce üçte iki oranında azaltacağını ve Avrupa Komisyonu 2030’dan önce Rus fosil yakıtlarını almayı durdurmak istediğini bildirdi.
Vladimir Putin’in yaklaşık 22 yıllık iktidarı boyunca, hem ABD’deki 2016 seçimleriyle birlikte hem de Avrupa’daki siyasi grupların finansmanıyla demokratik süreçlere müdahale olsun, Batı’yı sistematik olarak ve tekrar tekrar zayıflatmaya çalıştığı yıllardır iddia ediliyor.
Siyasi analist ve Riddle Russia dergisinin yazı işleri müdürü Anton Barbashin ise Batı’nın Rusya’ya karşı birleştiğini söylerken, yaptırımların Putin’in Ukrayna’daki savaşını durdurmayacağını ancak Putin’in Rusya’sıyla geçirilen zamanı önemli ölçüde sınırlayacağını dile getirdi.
Başa dön tuşu