İran güvenlik güçleri, Afgan işçileri işkence edip Hari Nehri’ne attı

Afgan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu (IHRC)Hari sınır nehrinde Afgan göçmen işçilerin boğulması hakkında rapor yayınladı.

Rapora göre, “Yerel yetkililer ve kurtarıcılar ile yapılan görüşülmüş ve 1 Mayıs 2020’de  İran güvenlik güçleri, İran’a girmek isteyen iş arayan bir grup Afgan göçmeni, Herat eyaletindeki Golran ilçesinin Kariz Elias bölgesinde gözaltına alındı. İran güvenlik güçleri, Afgan işçileri Dayak ve işkenceden sonra Hari Nehri’ni geçmeye zorlanırlar, yüzme bilmeyen birçok işçi boğularak can veriyor”.

Afgan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu (IHRC), “Böylesine acımasız, şok edici ve felaket bir davranıştan derinden üzüntü duyduğunu ve hayatta acili ailere başsağlığı diledi.

Bu nedenle Komisyon, Hükümeti, özellikle Dışişleri Bakanlığı, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni kapsamlı bir soruşturma yürütmek üzere Afganistan Hükümeti, İran Hükümeti ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nden ortak bir heyet oluşturmaya çağırdı.

Raporda ayrıca, “Tam da bu konuda failler tespit edilirken, zararın telafi edilmesi ve adaletin uygulanması, bu tür felaket ve insan hakları ihlallerinin devam etmesini ve tekrarlanmasını önler” idedeleri yer aldı.

Komisyon, boğulan ve sağ kalanların sayısı konusunda soruşturma başlatıldığını bildirdi.

Güvenlik ve ekonomik sorunlar nedeniyle yıllar önce ülkelerini bırakıp İran’a göç eden Afganlar düşük ücretle zor işlerde çalışarak hayat mücadelesi veriyor. Başkent Tahran’ın güneydoğusundaki Pakdeşt ilçesinde lime tuğla ocağında çalışan Afgan göçmenler, günde ortalama 13 saat çalışarak 45 bin tümen (yaklaşık 13 dolar) kazanıyor.

Göçün nedenleri

İltica ve Göç Araştırma Merkezi Başkanı Çorabatır, “Afganistan’da insanlar işsiz, fakirleşme artıyor, temel ihtiyaçların karşılanmasında güçlük çekiyorlar. Halkın da mevcut Afgan hükümetine karşı güveni azalıyor. İnsanların ümidi hem siyasi olarak hem de ekonomik olarak azalıyor” diyor.

Asya ülkelerinde toplumsal kalkınmayla ilgili araştırmalar yapan sivil toplu kuruluşu The Asia Foundation’ın (Asya Vakfı) 2017 verileri, ülkedeki memnuniyetsizliği ve göçün sebeplerini ortaya koyuyor.

Vakfın yaptığı ankete göre 2017 yılında fırsat bulunması durumunda ülkeyi terk edebileceklerini söyleyenlerin oranı bir önceki yıla oranla yaklaşık yüzde 9 artarak yüzde 38,8 oldu. Bu oran, Afgan tarihinde en yüksek ikinci oran olarak kayda geçti.

Araştırmaya göre ülkeyi terk edenlerin birinci sebebi ülke içindeki güvensizlik, IŞİD ile Taliban’ın saldırıyla oluşan şiddet ortamı. Araştırmaya katılanların yüzde 54.5’i de ülkeyi terk etme istekleri olarak işsizliği gösteriyor.

Türkiye’ye göç eden Afganların bir kısmı 2014’te yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası Koruma Yasası uyarınca geçici koruma kapsamına alınabiliyor.

Ama göç uzmanlarına göre çoğu, kaçakçıların da teşvikiyle Avrupa’ya yasa dışı yollarla geçme arayışında.

Uzmanlar, bahar ve yaz aylarının da gelmesiyle Türkiye’den Avrupa’ya göçün artabileceği görüşünde.

Afganistan, tarihi boyunca “mülteci üreten” sayılı ülkelerden biri olmuştur. Post-endüstriyel çağ olarak tanımlanan günümüz dünyasında Afganlar en “ilkel” yöntemlerle göç etmekte, varış noktalarında ise karşı karşıya kaldıkları ötekileştirilme ve emek sömürüsü neticesinde yeniden göç arayışlarına girmektedirler.

Göç, ülke tarihinden ve mültecilerin hayatlarından hiç eksilmeyen olgulardan biri haline dönüşmüştür.Büyük çoğunluğunun yoksul yaşamlarına çözüm bulmak adına çıktığı göç yolculukları varış noktalarında yeniden yoksullukla karşı karşıya kalmış, yolculuk sonrası değişen tek şey ise yoksulluğun yaşandığı coğrafya olmuştur. Ülkeler için “endişe kaynağı; ülkelerin işverenleri için “ucuz emek kaynağı” haline gelen bu mültecilerin bazılarının yaşamlarından silah sesleri, güvenlik tehdidi, zulüm ve şiddet eksilmiştir; ancak yoksul yaşamları hiç değişmemiştir.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu