Batı Afrika’nın “kültür sarayı” Mali’de neler oluyor?

Batı Afrika’nın “kültür sarayı” Mali’de neler oluyor?

NTV Dış haberler Müdürü Ahmet Yeşiltepe, darbeyle sarsılan Afrika ülkesi Mali’nin tarihini ve bugüne ulaşan süreci kaleme aldı. İşte muhteşem tarihi ile günümüzün altın zengini Mali’nin yüzyıllar öncesinden bugünlere ulaşan hikayesi…

Ahmet Yeşiltepe – NTV Dış Haberler Müdürü

“Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa öleceğini bilir. Afrika’da her sabah bir aslan uyanır,en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir. Aslan ya da ceylan olmanızın bir önemi yoktur. Yeter ki güneş doğduğunda koşmak zorunda olduğunuzu bilin.”

Ne zaman Afrika’dan bir darbe haberi gelse Thomas L. Friedman’ın bu sözlerini hatırlarım. “Kara Kıta”nın makus talihinin hikayesini özetler. Hayatta kalmak için hızlı koşmanın zorunlu olduğu Afrika’yı. Mali’den gelen son haberler, bizi, adı sömürge ve darbelerle anılan Orta Batı Afrika’nın “olağan” ya da “alışageldik” gündemine yeniden sürükledi.

Günümüz Afrikası, sömürge ideolojisi, sömürge sınırları ve sömürge dillerine göre bölünmüş bir durumda. Bugünkü sınırlar da büyük oranda 1884-1885 Berlin Konferansı sonrasındaki paylaşıma göre ortaya çıktığı söylenebilir.

OSMANLI İLE İLİŞKİLİ BİR COĞRAFYA

Orta Batı Afrika’da Fransa’nın güçlü siyasi, askeri ve kültürel etkisi bu tarihten itibaren uluslararası resmiyet kazandı. Keza unutmamak lazım; Osmanlı devleti gücünü kaybetmeye başlayınca, Fransa 1830 yılında Cezayir’i işgal etti. Bu işgal Fransa’nın Kuzey Afrika’daki işgallerinin başlangıcı oldu. Osmanlı verdiği bütün mücadeleye rağmen Fransa’nın Afrika kıtasındaki sömürgecilik faaliyetlerini engelleyemedi.

Mali, özellikle Fizan üzerinden Osmanlı ile ilişki kurmuş bir coğrafya. İslamiyetin yaygın bir din olması ilişkilerin kültürel arka planına olumlu hatıralar yerleştirmiş. Lakin Mali “Sahel”, “Sahil” veya “Sahil Kuşağı” olarak tanımlanan ve Afrika’yı batıdan doğuya geçen yarı kuşak Sahra ekseninde bir ülke ve coğrafi olarak Osmanlı’ya nispeten uzak kalmış.

Fransa 1830 yılında Cezayir’i işgal etti. Bu işgal Fransa’nın Kuzey Afrika’daki işgallerinin başlangıcı oldu.

MUHTEŞEM MALİ TARİHİ

Mali’nin tarihi arka planında aslında az bildiğimiz muazzam bir hikaye olduğunu da hatırlatalım. 9. yüzyıldan itibaren bu bölgede etkinliğini arttıran ve Batı Afrika’nın ilk imparatorluğu olarak bilinen “Gane İmparatorluğu” zengin altın varlığı ile 13. yüzyıla kadar bölgenin kaderini belirlemiş. Ancak, onun ardından gelen Mali Sultanlığı dünya tarihine “önemli not” olarak düşülmesi gereken bir varlık göstermiştir.

En ihtişamlı dönemini 14. yüzyılın başlarında Mense (Sultan) Musa zamanında (1312-1337) yaşayan devletin sınırları o dönemde Gine ormanından Sahra çölüne, Atlas Okyanusu’ndan bugünkü Nijerya sınırlarına kadar genişlemiş. Öyle ki, hükümdarın 60 bin kişiyle Hac seyahatine çıktığı, kutsal topraklarda sadaka olarak dağıtmak üzere 20 bin altın götürdüğü  Arap tarihçilerinin kaydettiği “en ihtişamlı hikaye”dir.

İslamiyetin Batı Afrika’da tebliğinde öncülük eden Mali Sultanlığından günümüze kalan tarih ve kültür mirası UNESCO’nun dünya mirası listesindedir. Dünya çapında ilgi ve merak uyandıran Timbuktu kentindeki medrese ve kütüphaneler, burada kaleme alınmış olan Kur’an-ı Kerim yazmaları günümüzde paha biçilmez eserler olarak tanımlanmaktadır.

EL YAZMALARINA TÜRKİYE DESTEĞİ

Mali’de 300 bine yakın el yazması eserin restorasyonu ve korunması için Türkiye’nin son dönemde Mali ile yakın işbirliği içerisinde olduğunu da hatırlatalım. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Mali el yazmalarının depo koşullarının iyileştirilmesi, sayısallaştırılarak dijital ortama aktarılması, konservasyonu ve konservasyon yapacak uzmanların eğitimleri konusunda bu ülkeye destek sağlamaya devam ediyor.

Sekizinci yüzyılda İslamiyeti kabul eden Timbuktu halkının, 14. yüzyıldan itibaren İslam bilim ve kültür alanına yazılı katkıları “olağanüstü” boyutta ve değerdedir. Mali İmparatorluğundan sonra Songhay İmparatorluğunu kuran bölge aşiretleri Timbuktu’yu 400 yıl boyunca bir dünya merkezi haline getirmişlerdir.

imbuktu kentindeki medrese ve kütüphaneler, burada kaleme alınmış olan Kur’an-ı Kerim yazmaları günümüzde paha biçilmez eserler olarak tanımlanmaktadır.

Batı Afrika’dan birçok bilim insanını ve öğrenciyi buraya çeken Timbuktu medreseleri sayesinde 15 ve 16. yüzyıllarda şehir; Kur’an, islami bilimler, matematik, astronomi, hukuk, farmakoloji, felsefe ve sanat konusunda altın çağına ulaşmıştır. O dönemde Timbuktu halkı için okuryazarlık ve kitaplar zenginlik, güç ve bereket sembolleridir. Timbuktu’da Djinguereber Camii, Sankore Camii ve Sidi Yahya Camii 15. yüzyıldan kalmadır. İslami eğitim Fransız’ların işgaliyle uzun yıllar baskı altına alınmış olsa da, İslami ilimler eğitimiyle öne çıkan Timbuktu Üniversitesi halen faaliyetine devam etmektedir.

Yine UNESCO’nun Dünya Tarihi Mirası Listesi’nde yer alan Cenne kentindeki Ulu (Büyük) Camii ise insanlığın kültür mirasına armağan edilmiş en güzel mücevherlerden biridir.14. Yüzyılda inşa edilen ve “Dünyanın topraktan yapılan en büyük yapısı” olarak bilinen Büyük Cenne Camii, sadeliği ve sağlamlığıyla asırlara meydan okumaktadır. İçerisindeki yüzden fazla sütunun üzerinde ayakta duran camii, her yılın bir günü bölge halkının taşıdığı çamurlarla onarılmaktadır.

Mali’nin Avrupalı sömürgecilerin işgal ve talanına uğraması ise Fransa’nın 1624 yılında Senegal’de ticaret merkezleri oluşturmasıyla başlamıştır. 1664 yılında Fransız Doğu Hindistan Şirketi’nin kurulmasıyla sömürgecilik daha sistematik hale gelmiştir. 1670’lerde 3 buçuk milyon kilometrekarelik bir alanı bulunan Fransız Sömürge İmparatorluğu, 1920’lere gelindiğinde 11 buçuk milyon kilometrekareye ulaşmıştır.

FRANSA’NIN ETKİSİ

Fransızlar Batı ve Orta Afrika’nın büyük bölümünü yüzyıllarca sömürdüler. Fransa yaklaşık 200 yıl boyunca kıtada “doğrudan yönetim” biçimleri kurdu, kendi kültür ve değerler sistemini yerleştirmeye çalışarak asimilasyon politikaları izledi. Sömürgelerin Batı Afrika’da olanlarını “Fransız Batı Afrikası”, Orta Afrika’da olanları ise “Fransız Ekvator Afrikası” olarak yapılandırdı. Afrika’daki sömürgelerini daha kolay yönetebilmek için kabileleri, aşiretleri birbirine düşürme stratejisi izledi. Gün geldi, bu sömürge bölge ve ülkelerde yetişmiş Afrikalı elitler “sömürgeciliğin iyi olduğunu” ve bağımsız olmamaları gerektiğini savundular. Ne yazık ki sömürgecilik Afrikalıların iliklerine kadar öyle işledi ki bağımsızlığa karşı çıkan “AvroAfrikacılık” akımı ortaya çıktı, yani “Avrupasız yaşamanın mümkün olmadığı” savı ve bu yöndeki siyasi eğilimler.

20’nci yüzyılın ikinci yarısında artık ne dünya ne de Afrika eski dünya değildi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında emperyal güçlerin yerini demokratik cumhuriyetlerin alması Afrika için bir umut ışığı oldu. Fakat bu umut ışığının özgürlük ve bağımsızlığa yol gösterecek gücü kazanması ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında mümkün olabildi.

1959 YILINDA BAĞIMSIZ OLDU

Mali 1959 yılında “Fransız Uluslar Topluluğu”nun bir üyesi olarak bağımsızlığını kazandı. Fakat bu noktada belirtelim ki, Fransa Afrika’daki sömürgelerden çekilirken iki konuyu zorunlu tutmuştu; ilki, Fransızcanın ülkelerin resmi dili olması, ikincisi ise zorunlu eğitim. Tabi ki bu eğitim de Fransızca yapılacaktı.

Mali gibi diğer eski sömürge ülkeler sonraki yıllarda, kamu alımları ve kamu ihalelerinde Fransız çıkarlarını korumak ve Fransız şirketlerine öncelik vermek zorunda kaldılar. Hükümet ihalelerinin verilmesinde Fransız şirketleri hep önceliğe sahip oldu. Diğer yandan, Fransa 1961’den beri 14 Afrika ülkesinin ulusal rezervlerini elinde tutuyor. Fransız hazinesi, uzman tahminlerine göre Afrika’dan yıllık 500 milyar dolar kazanç elde ediyor.

Bir hatırlatma da Fransa’nın eski para birimi Frank ile ilgili… Afrika kıtası tedavülden kalkmış paraların geçtiği bir kıta. Frank diye bir para birimi artık Fransa’da bile yok. Fakat Afrika’da var. Fransa, merkezi Paris olan, alım gücünün Paris’ten belirlendiği, Chamalieres’de basılan Frank para biriminin eski sömürgelerinde geçerli olmaya devam ettiği sistemin devam etmesini istiyor.

MADEN ŞİRKETLERİ FRANSIZLARA AİT

Son olarak Mali’nin çok yüksek düzeyde altın ve uranyum rezervine sahip olduğunu yazalım. Mali’deki maden işletmelerinin hemen hepsi Fransız şirketlerine ait. Fransa ihtiyacı olan nükleer enerjinin hammaddesi olan uranyumun önemli bir kısmını Nijer, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Gabon’dan ithal ediyor. Mali bu uranyum kaynaklarının tedariği açısından çok önemli bir konumda bulunduğu için Fransa buradaki etkisini kaybetmemeye çalışıyor. Öte yandan, son yıllarda Rusya’nın da Orta Afrika Cumhuriyeti, Nijerya gibi ülkelerle uranyum kaynaklarıyla ilgili kurduğu temaslar Fransa’nın çıkarlarını zedeleyebilecek bir değişim dinamiği.

Son 50 yılda Afrika’da 26 ülkede toplam 67 darbe gerçekleşti. Bu ülkelerin 16’sı Fransa’nın eski sömürgeleri. Son 50 yılda Afrika’da eski Fransa sömürgelerinde tam 45 darbe gerçekleşti. Fransa, Sahel başta olmak üzere sömürge döneminde “Fransa Sudanı” adını verdiği Mali’yi hep yamacında tutuyor ve siyasetiyle son derece yakından ilgileniyor.

Mali 1960’dan itibaren ise 4 defa askeri darbe yaşadı. İlki 1968’de, ikincisi 1991’de, üçüncüsü 2012’de ve nihayet 2020’de dördüncüsü gerçekleşti.

DARBE NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Mali’deki darbeyi gerçekleştiren askerlere Albay rütbeli ve yaşları 40 civarında olan genç subayların liderlik ettiği biliniyor. Uzun süredir siyasi sıkıntılar yaşayan ve Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar (Ebubekir) Keita’yı ekonomik sıkıntıların ve “yolsuzluk düzeninin” kaynağı olarak gören muhalifler geçtiğimiz yılın Kasım ayından bu yana sokaklardaydı.

Ancak asıl huzursuzluk Mart ve Nisan ayındaki genel seçimlerden bu yana artmıştı. Seçimlerde geçici sonuçlara göre seçilemeyen 31 vekilin seçimi kazandığının açıklanması ülke genelinde protestolara yol açmıştı. Haziran ayında geniş çaplı gösteriler düzenlenirken, Eski Yüksek İslam Konseyi Başkanı İmam Mahmud Dicko’nun başını çektiği M 5 platformu, “gösteri ve sivil itaatsizlik” çağrısında bulunmuştu. (Dicko’nun darbe sonrasında yeni yönetimde yer alabileceği iddiaları Mali uzmanlarına göre düşük bir ihtimal. Ülkenin “laik” kesiminin güçlü olduğunu belirten bu uzmanlar, Dicko’nun Mali’de “akil adam” olarak görüldüğünü ve hemen her kesim tarafından sevildiğini ama siyasal islam söyleminin yeterince karşılık bulmadığını belirtiyorlar.)

Tüm bu protesto gösterileri ve uyarılara rağmen Cumhurbaşkanı ile diğer yöneticilerin sokakların sesine kulak tıkaması darbenin gelişini belki de hızlandırdı. Halk demokratik yollarla iktidardan çekilmeye yanaşmayan, gereken siyasi ve ekonomik reformları yapmayan yönetime karşı büyük öfke içerisindeydi. Bu yüzden başkent Bamako’da caddelerde bayrak dalgalandıran askeri araç ve tanklar alkışlarla karşılandı.

DARBE YİNE AYNI YERDEN BAŞLADI

Ülkede hareketlilik, Bamako’ya 15 kilometre mesafedeki Kati garnizonunda başladı. Bu garnizon 2012 yılındaki darbenin de başlama noktasıydı. Kati garnizonu (kışlası) dönemin Cumhurbaşkanı Toure’ye karşı düzenlenen askeri darbede merkez rol oynamıştı. Bu darbede de kışladaki askeri hareketlilik kısa sürede ayaklanmaya dönüştü. Cumhurbaşkanı Keita ile Başbakan Boubou Cisse, bir grup asker tarafından konutundan alınarak kışlaya götürüldü. Keita, maskesiyle görüntülendiği bir videoyla istifasını duyurdu. Meclis ve hükümeti feshetti.

Keita,“Seçme şansım var mı? Buna boyun eğeceğim, çünkü iktidarda kalmak adına kan dökülmesini istemiyorum. Bu nedenle tüm geçen yıllarda bana destek olan Mali halkına teşekkür ederek, ulusal meclis ve hükümetin feshi dahil tüm sonuçlarıyla birlikte istifa etmeye karar verdim”, dedi.

Hemen ardından Keita’yı istifaya zorlayan darbeciler, devlet televizyonuna çıkarak bildiri okudu. Açıklamayı yapan Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı İsmail Wague, mümkün olan en uygun zamanda genel seçimlerin yapılacağını duyurdu. Ülkede belirli saatler arasında sokağa çıkma yasağı ilan edilirken; tüm sınırlar da kapatıldı.

Şimdi, Mali’deki askeri darbe dünyanın yakın takibinde. Özellikle de Afrika’da sömürgeci geçmişiyle bilinen Fransa dikkatle izliyor. Zira Mali, Sahel bölgesinde askeri varlığını devam ettiren Fransa için kritik önemde. Ayaklanmayı kınayan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bölge ülkelerinin liderleriyle telefonda konuşarak arabuluculuk faaliyetlerini desteklediğini duyurdu.

Mali’de 15 bin asker ve polisten oluşan bir barış gücü bulunan Birleşmiş Milletler de Cumhurbaşkanı Keita’nın serbest bırakılması çağrısı yaptı.

Mali Fransa’nın uzun yıllar sömürgesi olarak bulunduğu bölgede hala bu ülke için hayli önemli bir konumda. Fransa’nın Orta Batı Afrika’daki 4 kalıcı askeri üssü bu ülkeyi kuşatan bir siyasi gerçek. Burada bulundurduğu askeri gücünün hikayesini de aşağıda anlatacağız.

DARBENİN ARKASINDA KİMLER OLABİLİR?

Mali’deki son darbenin 40’lı yaşlarda Albay rütbesindeki bir cunta tarafından gerçekleştirildiği biliniyor. Mali’nin yeni güçlü adamı Albay Sadio Camara olarak tanıtılıyor. 2020 yılı Ocak ayında gittiği Rusya’da askeri eğitim alıyormuş. Haberlere göre darbeden 15 gün önce 1 aylık izine gelmiş. Bu isimle birlikte yine Malick Diaw adındaki genç Albayın da cuntada önemli görev üstlendiği belirtiliyor. Camara gibi o da yakın zamanda Rusya’da eğitim almış bir subay. Bu ilginç tesadüfler nedeniyle Mali’deki darbenin arkasında Rusya’nın olabileceği yönünde iddialar bulunuyor. Ayrıca darbe girişimi öncesinde de gerçekleştirilen protestolarda bazı grupların “Mali’nin umudu Rusya, çare Putin” yazılı pankartlar taşıdığı görülmüştü.

Fransa ise “kendisinden habersiz” gerçekleşen darbenin bir an önce sona erdirilmesi ve demokratik seçimlere gidilmesi yönünde açıklamada bulundu.

Ancak, Fransa’nın eski bir sömürgesi olan Mali üzerindeki etkinliğini kaybetmemek için 2012’den beri Serval Operasyonu ve Barkhane Operasyonu gibi askeri girişimlerle burada 4 bin 500 Fransız askeri ile varlık gösterdiğini hatırlatalım. Fransa 2013’te, Mali’deki istikrarsızlığı sonlandırmak ve El Kaide bağlantılı terör gruplarıyla mücadele etmek için çok sayıda askerini bölgeye göndererek Serval Operasyonu’nu başlatmıştı. 1 Temmuz 2013’te ise BM Barışgücü Misyonu Fransız güçlerinden görevi devralarak ülkedeki güvenliği sağlayıp demokratik seçimleri sağlamak için çalışmalara başlamıştı.

Mali darbesinin arkasındaki isimler: Soldan sağa: Albay Malick Diaw, Tuğgenereal Dembele ve Albay Sadio Camara.

2013 başkanlık seçimlerinde yüzde 77’lik bir oy alan İbrahim Boubacar (Ebubekir) Keita, ikinci tura gerek kalmadan iktidara gelmişti. Keita iktidarı döneminde ülkedeki güvenlik sorunları ve ekonomik gelişme için sürdürülen çabalar başarıyla sonuçlanmadı. Haziran 2015’te kuzeydeki isyancılar ile merkezi hükümet arasında bir barış imzalansa da ülkedeki gerginlikler sona erdirilemedi. Ekonomik açıdan ise Mali, halen dünyanın en fakir 25 ülkesinden biri.

4.5 MİLYON KİŞİ AÇLIK SINIRINDA

Ülkenin 2017’deki gayrisafi milli hasılası yaklaşık olarak 18 milyar dolar. Mali ekonomisinde son yıllarda yüzde 5’lik bir büyüme gözlemlendiyse de büyük bir hızla artan nüfus göz önüne alındığında bu oran oldukça yetersiz kalıyor. BM raporlarına göre ülkede yaklaşık 4 buçuk milyon insan açlık tehlikesi ile karşı karşıya. 19 milyonluk nüfusun yüzde 36’sı yoksulluk sınırının altında yaşamını sürdürüyor. Ülkenin başlıca geçim kaynağı olan altın madenciliği ve tarım yoğun genç nüfusa yeterince istihdam alanı yaratamıyor.

Batı Afrika ülkelerinin Fransız Milli Bankasına bağlı “CFA Frank Bölgesi”nden ayrılma ve kendilerinin basacağı “Eko” para birimini devreye sokma niyetleri Paris yönetimini uzun süredir tedirgin ediyor. Bu ülkelerde “Eko”nun tedavüle girmesiyle Fransız Milli Bankasının 2012’den bu yana yüzde 50 seviyesinde tutmaya devam ettiği döviz kaynakları serbest kalacak. Bu nedenle Afrika Para Birliği idaresine Fransa bir temsilci gönderemeyecek.

İDDİA: “FRANSA AT DEĞİŞTİRİYOR”

Olaylar sonrası Mali’de Fransa’nın elinin güçlenebileceği aşikar. Her ne kadar darbenin “Fransa yanlısı bir yönetime karşı” yapıldığı vurgulansa da geçtiğimiz 7 yılda başarısız olarak değerlendirilen bir başkanlık rejimi ile ismi anılan Fransa’nın içine düştüğü bu durumdan kurtulmak için Mali’de bir yönetim değişikliğini desteklemesi ihtimaller dahilinde. Yani Fransa “at değiştiriyor”, yorumunda bulunan uzmanların sayısı da az değil. Bu değişiklik yaratılırken, demokrasi ile bağdaşmayan bir yöntem olarak “askeri darbenin” bölgesel rekabete girilen Rusya gibi aktörler tarafından desteklendiği algısı yine Paris yönetiminin lehine olabilir.

Daha ilginç bir iddia ise darbecilerin Türkiye tarafından desteklendiği yönünde. Bilhassa sosyal medyada aşırı milliyetçilik vurgusu ile dile getirilen bu iddianın gerçekliği elbette tartışmalı. Ancak Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita’nın parlamento ve hükümeti feshederek, istifa etmeye zorlanmasının derin endişe ve üzüntüyle karşılandığı belirtildi.

MALİ’NİN KÜLTÜR ZENGİNLİĞİNDEN DÜNYAYA ARMAĞAN; MALİ MÜZİĞİ

Bu değerlendirmeyi Mali müziği hakkında kısa bir hatırlatma ile bitirmek istiyorum.

Afrika kıtasının “en zengin entonasyonlu müziği” olarak tanımlanan Mali müziği son yıllarda dünya çapında ilgi görüyor. Salif Keita, Kandia Kouyaté, Sidiki Diabaté ve Vieux Farka Touré gibi çok önemli sesleri yetiştiren Mali’de yüzyıllardır değişmeyen  geleneksel enstrümanlar ve şarkı söyleme biçimi, günümüzün popüler müziğini de etkiliyor.

Mali’de yüzyıllardır değişmeyen geleneksel enstrümanlar ve şarkı söyleme biçimi, günümüzün popüler müziğini de etkiliyor.

Mali’nin Kora isimli telli çalgısı artık dünya çapında müzisyenlerin şarkılarına eşlik ediyor. Mali’nin yerli halklarından Mande, Fula, Songhay, Tuareg ve Moroların muhteşem vokaller ve çok farklı enstrümanlarla söylenen şarkıları uluslararası müzik platformlarında “en çok dinlenenler” listelerine giriyor.

Afrika’nın kara talihine adeta gökkuşağı renkleriyle zenginlik kazandıran Mali müziği, bu coğrafyanın tarih, kültür ve sanat zenginliğini gözler önüne seriyor, keşfedenleri, kendisine hayran bırakıyor.

Bu nedenle; Mali’nin sadece sömürge ve darbe öyküleriyle değil, bu muazzam kültür mirasıyla da tanıma zamanı geldiğini, belirtmemiz gerekiyor.


Kaynak: Batı Afrika’nın “kültür sarayı” Mali’de neler oluyor?

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu