Barış ve Seçim ikileminde Afgan halkı

“Barış” ve “seçimler”, Afganistan vatandaşlarının ve ülkedeki egemen sistemin hayatını uzun yıllar boyunca rahatsız eden en önemli  ve en çok kullanılan kelimelerdir.

Afgan Halkı yıllar süren savaştan sonra özlem duydukları barışa umut gözüyle bakıyor.

Yarım asırlık tarihi “barış”ın hayali, Afgan halkını kapalı kapılar ardında tuttu.

Ancak, demokrasinin bir parçası olarak yapılan seçimler, 2011’den sonra Afgan toplumunun siyasal kültürüne yeni sistemlerin belirleyici özelliklerinden biri olarak girdi.

Afganistan halkı, bugünlerde Taliban “İslam Emirliği” nden kurtulmanın tek yolu olarak iyi bir seçimin yapılması ya da barışın ikileminde kaldı.

Bu iki belirleyici kavramın kader, yaşam ve yönetici sistemdeki önemini ve konumunu açıklığa kavuşturmak için, bu iki bileşenin her birinin iyice analiz edilmesi gerekir.

Barış ve sonuçları:

Kelimenin tam anlamıyla barışın savaşın sonu olduğunu ve barışı, huzuru ve güvenliği ülke genelinde yaygınlaştırır. Ancak ana parti olan Afgan hükümeti  gıyabında, kapalı kapılar ardında bir karmaşa bulutu içinde ilerleyen barış, bu sürecin yararları ve sonuçları hakkında endişe verici.

Afgan Krizinden çıkarı olan dış güçler zamanda politika yapıcılar ve bu belirsiz sürecin eksik yöneticileri de Afganistan halkına asla fayda sağlayamayacaklar.

Sonuçta, süreç Afgan halkının ve hükümetinin gerçek temsilcilerinin varlığı olmadan ulusal ve uluslararası düzeyde iç ve dış destek ve zihniyetten etkilenmiştir.

Öte yandan seçimlerin iptal edilmesi veya ertelenmesi olasılığı da kamuoyunu meşgul etmektedir.

Seçimler ve Zorluklar:

Barış görüşmeleri, şeffaf ve meşru seçimlerin performansına, başarısına ve de özelliklerine gölge düşürmüştür.

Bu sürecin başlangıcından beri, Taliban’ın barış ile hangi koşulları sağlayacağı her zaman soru işareti olmuştur .Temel olarak, barış sürecinin ilerlemesi ile seçimler mümkün olacak mı?

Oysa insanların dayanma kapasiteleri kritik bir noktaya ulaşmıştır.

Öte yandan, hükümet‌‌in olumsuz noktaları ve zayıf yönleri halkın örgütlenmesini destekleyemiyor ve yönetemiyor.

Barış Müzakerelerde Kabil yönetiminin herhangi bir resmi varlığının bulunmaması ve  devlet başkanının “barış” sorumluluğunu üstlenebilme kabiliyetinin olmaması ile ilgili itirafı durumu daha da olumsuz hale getirdi.

Halkın iradesine ve halkın gücüne ilişkin bu danışma görüşüne göre, Barış konusunda kapsamlı bir planla hem içsel çalkantılı durum hem de barış müzakerelerinde ana partiler daha iyi koordine edilebilir, daha rasyonel ve daha güçlü ve ulusal ve küresel düzeyde mümkün olabilir.

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu