ANALİZAraştırmaDÜNYA

Araştırma: Kum kıtlığı her geçen gün artıyor

Hollanda’da yapılan yeni bir araştırma, 2060 yılına kadar artan nüfus ve inşaat faaliyetleri nedeniyle kum kıtlığının yaşanacağını ortaya koydu. Leiden Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, 2020 yılında 3,2 milyar ton olan kum ihtiyacının 2060 yılında 4,6 milyar tona çıkacağı belirtilirken, bu durumun barajlara ve bentlere zarar vereceği, dolayısıyla içme suyunu etkileneceği vurgulandı.

Hollanda’da yapılan yeni bir araştırmaya göre, kuma olan talepte meydana gelen artışın kıtlığa neden olabileceği açıklandı.

Leiden Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, inşaat sektöründe kullanımının 2020’de yılda 3,2 milyar tondan 2060’a kadar 4,6 milyar tona çıkacağı belirtildi.

Özellikle Afrika ve Asya’da ortaya çıkması beklenen kum talebindeki artışın beton, cam ve diğer yapı malzemeleri ile birlikte büyüyen inşaat sektörü için hayati bir önem taşıdığının altı çizildi.
Hollanda’da yapılan araştırmada, kum talebinin 2060 yılına kadar yüzde 45 artacağı belirtilirken, bunun öngörülen nüfus ve ekonomik büyümenin yanı sıra artan sayıda beton ve camdan yapılan binalardan kaynaklandığı vurgulandı.

İnşaat sektörünün kuma olan talebinin artmasıyla çevreye zarar verileceği ve küresel olarak kum kıtlığı yaşanacağının altını çizen uzmanlar, bunun başka sonuçlarının da olacağını söyledi.

İnşaat için kullanılan kumun çoğunun nehirlerden, göllerden ve kıyı şeritlerinden, yani çevresel ve insan etkilerinin yüksek olduğu bölgelerden çıkarılıyor.

Diğer kum çeşitlerinden çöl kumunun, beton için bağlayıcı madde olarak kullanılamayacak kadar pürüzsüz olduğunu belirten araştırmacılar, deniz kumunun ise, inşaat için klorür seviyelerinde çok yüksek olduğunu aktardı.ÇEVRESEL ETKİLERİ BAŞLADI

Çin’deki İnci Nehri’nde inşaat için yapılan kum madenciliği su seviyelerini düşürürken, söz konusu durum, yerel halk için içme suyunun çıkarılmasını zorlaştırıp, köprülere ve bentlere zarar verdi.

Araştırma ile ilgili konuşan baş yazar Xiaoyang Zhong, “Kumun aşırı kullanımı genellikle ekosistem tahribatına, kıyı şeridi erozyonuna, biyolojik çeşitlilik kaybına ve gıda kaybına neden oldu” derken, “Sosyal sonuçlar, afetlere karşı direncin azalmasına, yolsuzluk ve diğer suçlarda bir artış meydana getirebilir” ifadelerini kullandı.

Başa dön tuşu