Afganistan Türkmenleri Abdul Rauf için sokaklarda

Kuzey Afganistan’ın Mezar-ı Şerif şehrinde Afganistan Türkleri Abdul Rauf için Belh Valiliği önünde eylem yaptılar. Üç ay önce dokuz yaşındaki Türkmen çocuğu Abdul Rauf`un Mezar-ı Şerif`te mafya tarafından kaçırılması ve halen kendisinden bir haber alınamaması Afganistan Türklerini protesto yoluna itti.

Abdul Rauf’u kaçıranların, ailesinden büyük meblağda fidye istediği ifade ediliyor. Ben ise, bunun Türkmenlere karşı bir zulüm ve sistematik bir göç sürecinin başlatılmasının belirtisi olduğunu düşünüyorum. Böyle bir olay ilk defa Türkmenler ‘in başına gelmiş değil; geçen sene aynı olay geçekleşmişti, üniversiteli bir Türkmen genci kaçırılarak şehit edilmişti. Bana göre bu durum, Afganistan Türkmenlerinin siyasette yerinin olmayışı ve birlik şuurunun zedelendiği anlamına gelmektedir.

9 yaşındaki Abdul Rauf bir Türkmen evladı, Mezar-i Şerifte silahlı mafya tarafından kaçıldı. Kaçırılmasından 3 ay geçmesine rağmen ne Belh yerel yönetimi ne de devlet merkezinden herhangi bir araştırma yapılmadı.

 Türkmenlerin sesini henüz duyan olmadı

Türkmenler 3 aydan beri adalet çağrısında bulunarak olayı protesto ediyor. Vatandaş çadırda kalarak sokakta eylem yapıyor. Ancak şimdiye dek Türkmenlerin sesini duyan olmadı. Hükümetin bu konuyla ilgili sesiz kalmasının ardından tepkiler giderek büyüdü, dolayısıyla bugün Afganistan Türkleri Mezar-i Şerif’in sokaklarını doldurdular. Abdul Rauf’un bulunup ailesine teslim edilmesini, suçlunun adalet önünde cevap vermesini talep ediyorlar.

             

Söz Yarası!
Yaklaşık dört aydan (100 günden) beri kuzey Afganistan’ın Mezar-i Şerif ilinde kaçırılan Türkmen bir çocuğumuzun bırakılması için halk valilik binasının karşısında çadır kurup adalet nöbeti tutmaktadırlar. Sosyal media üzerinden çığ gibi büyüyen bu kaçırılma haberi yetkililer tarafından Cumhurbaşkanı Ghani’ye iletilmiştir. Ghani, bunun üzerine 06.02.2021 tarihine kadar çocuğun bırakılmadığı takdirde vali başta olmak üzere emniyet amirine kadar görevden alacağını ifade etmişti. Çocuğu kaçıran fidyeciler ise 2 milyon dolar karşılığında serbest bırakacağını söylemiştir.
Kuşkusuz bu duruma karşı tüm kuzey Afganistan Türkleri (Türkmen-Özbek) endişe duymuş ve kendi acısı olarak hissetmiştir. Nitekim bazı gelişmeler ve özellikle bu olaydan çıkarları olanlar suyu bulandırıp kendilerince balık tutmaya çalışıyorlardır.
Özbek Türkmen ayrımcılığı yaparak adeta milleti bir kaosa sürükleyerek mide bulandırcasına gençlerin aklını karıştırmaktan öte başka bişey yapmamaktadırlar. Her milletin kendi arasında rekabet ve husumeti olabilir, buna doğal karşılamak lazım. Ancak bunu kin ve nefrete dönüştürüp birileri tarafından algı operasyonu yaratarak pireden fil yapmaya çalışılırsa, Allah muhafaza koskoca bir milletin çöküşüne ve ayırışına seyirci kalacağız…
Her fırsatta saldırıya geçen bu zihniyetler mum misali kendi altını görmediği gibi başkaları da karanlıkta olduklarını zannederler. Ama bilmezlerki tüm bu karanlık yüzler herkes tarafından bilinir ve maalesef bu ve buna benzer olumsuz düşüncelere sahip olanlar birinin arkasından atıp tuttukları için bilmezler ki o kişinin hep bir adım gerisinde kalacaklardır.
Bu bağlamda ayrımcılık ve ötekileştirme faaliyetlerini kuzey Afganistan’da ve Afganistan siyasi tarihinde önemli bir yeri dolduran kişi (Abdürraşit Dostum ve ailesi) üzerinden yapmaları hiçte tesadüf değildir. Bilinçli bir şekilde hedef almalarının arkasında mutlaka ameller yatmaktadır.
Unutmamak lazım ki hançer yarası iyileşir fakat söz yarası kolay kolay iyileşmez, dolaysıyla bu zihniyete sahip kişilerden özellikle istirham ediyorum bu tür akıl bulandıran düşüncelerinden vazgeçerek asıl mevzu neyse ona odaklanmaları daha doğru olsa gerek. Çünkü Türkmen ve Özbek milletleri bir ruh iki bedendedirler. Kimse bu tür provokasyon eylemlerle ve sözlerle bu iki büyük Türk milleti bir birinden ayıramaz ayıramayacaktır.
Hamidullah Rizazade

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu